3 Haziran 2010 Perşembe

hoş geldiniz...

Evet çok şükür gönüllü kahramanlarımız,can yoldaşlarımız döndü,hemde tüm dünyaya ümmetciliğin,imanın,inancın gücünü göstererek döndü.
Onlar,biz ne yapabiliriz demediler,elden ne gelir demediler.
Canları pahasına kahramanca hiçbir çıkar gözetmeksizin hedeflerine doğru yürüdüler tek beklentileri ALLAH rızası tek hedefleri zülüm gören kardeşlerinin ellerinden tutmak ve yaralarını sarmaktı ve tüm dünyaya filistin gerçeğini gösterdiler.

Bu gün Fatih camiinde Şehitlerimizin cenaze namazları kılındı ve ebediyete yolculandılar ALLAH şehadetlerini kabul etsin.Tarihe kanlarıyla destan yazdılar,onların şehadeti kimseyi ürkütmedi aksine dahada
kamçılandık,binlerce insan yeni gemilerle yeni şehitler vermeye şimdiden hazır.

maddi manevi yardımda bulunan başta İHH gönüllüleri çalışanları ve tüm destekçi kardeşlerimizden ALLAH razı olsun
ALÇAK İSRAİL ARTIK SONUN GELDİ TÜKENMEYE YOK OLMAYA MAHKUMSUN.
ÜMMETİN NEFRETİ ÇIĞ GİBİ BÜYÜYOR AKITTIĞIN KANLARDA BOĞULACAKSIN...

arkadaşlar yarın bursaya gidiyorum belki bir aylığına belki daha az belkide daha fazla bilmiyorum.
dualarda unutulmamak dileğiyle.
Tekrar görüşene kadar hepiniz ALLAHA EMANET OLUN.

2 Haziran 2010 Çarşamba

kahpe israil kahrol yok ol



kahpe israil kendini savunmak ve haklı göstermek için geminin mutfagındaki bıçakları ve plastik sandalyeleri dahi silah olarak gösterdi,ama ne yaparsa yapsın ne kadar montajlanmış görüntüler sunarsa sunsun,artık ALLAHIN izniyle sonları geldi.
Bu kanla beslenen köpekler için kendi sonlarının başı olacak inşallah.

Gözaltında tuttukları kahraman kardeşlerimizi serbet bırakma kararı aldılar inşallah hepsini serbest bırakırlar geçi o kahpelere güven olmaz,neyi hangi sesapla yaptıkları bilinmez.

Ama kardeşlerimiz serbest kalsalarda bunun hesabı sorulmalı,yapılan zulümler unutulmamalı bir ay,bir yıl sonra tekrar gaflet uykusuna dalmamalı bilinçli ve uyanıkolmalıyız.
kimseyi boykota çağırmıyorum,eğer bunca zulümü göerdükten sonra ve günlerdir blogcu kardeşlerimin çağrı ve boykot listelerini yayınladıktan sonra hala o ürünleri kullanan varsa yazıklar olsun ALLAH islah etsin diyorum.
EVET bilinçli olalım diyorum,israili protesto eden solaganlar attılan meydanlara başında VAKKO başörtüsüyle gitmek çok gülünç evet bir çoğumuz bilmeyerek zamanında bir çok ürün almış olabiliriz ama artık biliyoruz ve öğrendik,markacılığı lüksü ve taklitciliği bir tarafa bırakma ve bir olma zamanı,boykot ve zülüm gören dünyadaki tüm kardeşlerimize gerek maddi gerek manevi destek bizim yaşam tarzımız olmalı bir gün bir ay değil bir ömür...

RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAHA EMANET OLUN

30 Mayıs 2010 Pazar

mekke imamından haykırarak dua



AMİN.

ARKADAŞLAER BEN İMKANI OLAN HERKESİ BU ZÜLMÜ PROTESTO ETMEK İÇİN LEVENTTEKİ İSRAİL KONSOLOSLUĞUNUN ÖNÜNDEKİ TOPLULUĞA KATILMALARININ BİR VEBAL OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM.

ZÜLME SESSİZ KALMADIĞIMIZI TÜM DÜNYAYA ÖZELLİKLEDE HAİN İSRAİLE GÖSTERMEMİZ LAZIM UNUTMAYIN ZÜLME SESSİZ KALMAK ZÜLMÜ YAPMAK GİBİDİR.

BİR AVUÇ YAHUDİ TÜM DÜNYAYA KAFA TUTUYOR VE FİLİSTİN HALKINA YILLARDIR ZULÜM YAPIYOR.

TÜM DÜNYADA SEYİRCİ KALIYOR,MÜSLÜMANLAR NEDEN BUKADAR ACİZ,NEDEN BİZDE KENDİ DAVAMIZDA ONLAR KADAR KARARLI OLAMIYORUZ.

HALA YAHUDİ VE AMERİKAN MALI TÜKETMEYE DEVAM EDİYORUZ.KARDEŞLERİMİZEMADDİ YARDIMDA BULUNMUYORUZ,EN ÖNEMLİSİ ELLERİMİZİ AÇIP YÜREKTEN DUA EDEMİYORUZ?

29 Mayıs 2010 Cumartesi

Bulgar Ekmegi

ekmek tarifine geçmeden size çarşamba gününden bahhsetmek istiyorum.
Bir çoğunuzun bildiği gibi sevgili arkadaşımız urfatutkunu biraz rahatsız ve rahatsızlığı nedeniyle istanbulda,sevgili hilal (ablası)sağolsun bizi merakta bırakmamak için durumundan haberdar ediyor.
Bende istanbulda olduğunu öğrenince hazır buralara kadar elmişken görüşmek istedim,sağolsun aslıhan arkadaşım beni kırmadı annesi ve halasıyla beraber çarşamba günü kısada süreliğinede olsa misafirim oldular.

Beraber yedik içtih hoş sohbetler ettik ve bir çok blogcu arkadaşlarımızın kulaklarını çınlattık sizinde kulaklarınız çınladımı:))

Sevgili aslıhan'a beni kırmayıp geldiği için çok teşekkür ediyorum,kendisini yakından tanımaktan çok memnun oldum çok mütevazi ve zarif bir arkadaş.
RABBİM inşallah en kısa zaman da acil  şifa verirde tekrar aramıza döner ondan çok şey öğrendik inşallah öğrenmeye devam ederiz.

Şimdi gelelim ekmeğimizin tarifine bu tarifi sevgili arkadaşım evimizdeki lezzetler(mihriban)'arkadaşımın blogunda gördüm pazar kahvaltısı için  çok güzel olacağını düşündüm ve yaptım,kat kat açılan harika bir ekmek oldu.
güzel ekmeği bizlerle paylaşan arkadaşlarıma teşekkür ediyor ve tarifin orjinallerine buradan (mihriban)   buradan (lavantin) bakmanızı öneririm


malzemeler

200 gr. ılık süt
1 büyük yemek kaşığı tepeleme tereyağ
2 yumurta
1 çaykaşığı tozşeker 1 tatlı kaşığı tuz
yarım yaş maya
500 gr un
Katlara sürmek için yumuşak tereyağı

Yapılışı:
Süt, tereyağı, birbütün yumurta ve ikınci yumurtanın yanlız beyazı, – sarısı üzerine sürülecek – maya, şeker, tuz ve un karıştırılarak hamur yoğurulurulup mayalanmaya bırakılır.
Mayalanan hamur dört bezeye bölünür.
Her parca tekrar dörde bölünerek 16 adet kücük beze elde edilir.
Dört tane beze teker teker tabak büyüklügünde açılarak yumuşak tereyğı sürülür ve üst üste konularak sıkıca sarılır. ( Tereyağı ne çok fazla olacak ne de sürülmeyecek kadar az olacak.)
Diğer bezeler de dörtlü guruplar olarak ayni işleme tabi tutulur.
Ortam sıcaksa bezeleri 15 dak. kadar buzdolabında bekletin.
Hazırladığınız sarmaları 4-5 üçgen parçaya kesin.
Ortaboy bir tepsiyi yaglayın.
Sarmadan kestiğiniz parçaların uc kısımlsrını tepsinin ortasına kesilen tarafları tepsiye temas edecek şekilderesimde oldugu gibi dizin.
Kalan üçgenleri tepsinin bos yerlerine dizip yumurta sarısı sürün.
Bir süre tepside ikincimayalnma için bekletin ve 200 de kızarana kadar pişirin. (afiyet olsun)

25 Mayıs 2010 Salı

dolgulu kurabiye (cocostar kurabiye)


bu güzel kurabiyelerin tarifi sevgili hayat cemresi ne ait buda görür görmez denemeye karar verdiğim tariflerden.
ilk denemem olduğundan dolayı dışı biraz kalın oldu ama çok lezzetli oldu eğer siz denemek istersenizki muhakkak deneyin derim buraya mutlaka bakın.
sevgili arkadaşım hayat cemresi ne güzel tarifi için çok teşekkür ederim

malzemeler
100gr.oda sıcaklığında bekletilmiş tuzsuz tereyağı
1 çay bardağı zeytinyağı
3 yemek kaşığı yoğurt
2 adet yumurta sarısı hamuruna,(akları dolgusuna)
1 büyük su bardağı pudra şekeri
2,5 su bardağı un(yumuşak bir hamur olacak miktarda)
1/2 paket kabartma tozu(5 gr.)
2 yemek kaşığı kakao(50 gr.)
1/2 su bardağı buğday nişastası

dolgusu için
1 büyük su bardağı hindistancevizi,
1 çay bardağı fındık içi,
2 yumurta akı,
3 yemek kaşığı toz şeker

yapılışı
tüm malzemelerle yumuşak bir hamur hazırlanır,
fındık çekilir,kalan dolgu malzemeleri ile karıştırılır,
hamurdan cevizden büyük parçalar alınır,elde yuvarlatılıp genişletilir,
içine 1 tatlı kaşığı dolgu malzemesinden konulur,kenarları ortaya kapatılıp elde çevrile çevrile yuvarlatılır
dolgusu tamamen kapatılır,
yağlı kağıt serilmiş tepsiye aralıklı olarak dizilir,
önce 175 derece fırında pişirilmeye başlanır,15-20 dak sonra ısı 150 dereceye düşürülür,kurabiyelerin üstü biraz sertleşip,renkleri de biraz açılıncaya kadar pişirilir,
pişince fırından alınır,soğuyunca servis yapılır.(afiyet olsun)

20 Mayıs 2010 Perşembe

fincan keki





Malzemeler
3 yumurta
1,5 su bardaği toz seker
1 su bardagi süt
1 su bardağından 2 parmak eksik sıvıyağ
4 yemek kasigi kakao
1 tane kabartma tozu
1 tane vanilya
yeteri kadar unlu

yapılış
şeker ve yumurtayı mikserle iyice karıştırın,kakao,süt ve yağıda ekleyin tekrar karıştırın bu karışımdan 1 su bardağı ayırın.
vanilya,kabartma tozu ve aldığı kadar unu ilave edin ve boza kıvamına gelene kadar çırpın.
fıincanların içini  elinizle yağlayın ve kek hamurunuzu fincanlarınızın yarısına gelecek şekilde fincanları doldurun.
fincanları genişçe bir tencerenin içine yerleştirin fincanların yarısına gelecek şekilde tencerenin içine su doldurun.
tencerenin üzerine temiz bir havlu örtün ve havlunun üzerine tencerenin kapağını kapatın,havlunun sarkan kenarları tencerenin üzerine kapatınki yanmasın.
tencerenizi ocağa alın ve kaynayana kasar yüksek Ateş'te pişirin kaynamaya başlayınca altını kısın,tencereden tıkır tıkır sesler gelece bu sesi duyduğunuda kaynadığını anlayacaksınız 25dk bu şekilde pişirin.
25 dk geçtikten sonra ocağı kapatın ve 15 dk tencerenin kapağını hiç açmadan dinlendirin. 
15 dk dan sonra kapağı açın ve ayırdığınız sotan fincan keklerinin üzerlerine gezdirin.(afiyet olsun)
 
not:teflon tencerede tıkırtı sesleri çok duyulmuyor çelik tencerelerde daha net duyuluyor 
tıkırtıyı duymak önemli çünki tıkırdamaya başladığında kaynamaya başladığını anlamış oluyoruz.

keki çıkarırken bıçak yardımıyla kenarlarından ayırarak çıkarabilirsiniz
ister türk kahvesi ister büyük fincanlarla deneye bilirsiniz ben he ikisinide denedim hatta su bardağındada çok güzel oluyor tercih sizin

17 Mayıs 2010 Pazartesi

dualarımız seninle Evra...


sevgili arkadaşlar bu postum sevgili arkadaşım semra ve kızı evra için yazıyorum.
bildiğiniz gibi onlar şu an evranın tedavisi için amerikadalar.

Semra biz seninle kardeşiz,kötü gün dostuyuz,yorumda bana kıymet bilmiyorsun yazmışsın ama sende beni çok kızdırıyorsun!
sen her şeye ramen hep bana karşı benden daha sabırlı davrandın ve hep alttan alan sen oldun (tabi hatalı hep sen olduğun için:))şaka)
dediğim gibi biz gerçek,yani kötü gün dostuyuz en önemliside bence bu,iyi günde herkes dosttur...

arkadaşım yüce RABBİM senin ve evranın yardımcısı olsun,inşallah güzel haberlerle dönersiniz.
biliyorsunki ALLAH kimseye taşıyamayacağı yükü vermez,zaman zaman yükünüz taşıyamayacağınız kadar ağır gelsede mükafatınınında (ALLAHIN izniyle) çok daha büyük olacaktır.

Biz muslümanların en büyük silahı dualarımız.
Arkadaşlar sizlerden ricam dualarınızda evrayıda unutmamanız,kimin duası neye vesile olur bilemeyiz.

Evra arkanda bir dua ordusu olacak inşallah,seni çooooooook seviyorum ALLAHIN izniyle hayırlı haberlerle döneceksiniz,döndüğünüzde görüşmek üzere gelin (söz fıstıklı kurabiylerden yapcam)

RABBİM tüm hastalarımıza ve minik evraya acil şifalar versin
DUA İLE...

15 Mayıs 2010 Cumartesi

şeker pare ve ödülüm:))



Geçenlerde canım anormal bir şekilde tatlı çekti aklıma en kolay şekerpare geldi ve  kalp kurabiye de daha önce görüp çok beğendiğim bu güzel şeker pareler geldi aklıma sevgili arkadaşıma güzel paylaşımları için çok teşekkür ediyorum ve orjinali için buraya da bakmanızı tavsiye ediyorum.

Malzemeler:

500 gr. un
1 su bardağı + 2 çorba kaşığı pudra şekeri
1 su bardağından 3 parmak eksik irmik
1 pk. kabartma tozu
1 pk. vanilya
2 ad. yumurta (birinin sarısı üzerine için ayrılacak)
yarım paket margarin (yumuşamış)
yarım su bardağı sıvıyağ

Şerbet İçin:
1 litre
3,5 su bardağı tozşeker
1 dilim limon


Yapılışı:

Şerbet için su, şeker ve limonu kaynatıp soğumaya bırakın

Tüm malzemeler karıştırılıp yoğrun ve  hamurunuzu 15 dk. dinlendirin dinlenen hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparılıp yassı biçimde şekil verin. yağlanmış fırın tepsisine dizin, üzerlerine yumurta sarısı sürüp, çatal ile çizin.
175 derece fırında kızarana kadar pişirin.
Fırından çıkardıktan sonra sadece 1 dk kadar bekletin ama soğutmayın tatlı sıcak şerbet soğuk olmalı
Soğuup dinlenince hindistan cevizi, antep fıstığı, fındık yada ceviz ile süsleyip servis edin.(afiyet olsun)


ve ödülüm sevgili saklı inci, tespih taneleri ve arsel arkadaşlarım beni bu güzel ödüle laik görmüşler arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum


10 Mayıs 2010 Pazartesi

milföyde kaşarlı tavuk

malzemeler
4 yaprak milföy
4 parça tavuk pirzola (kalça)
4 dilim kaşar peynir
1 yumurta sarısı

yapılışı
tavuk pirzolayı kemiğinden ayırın ve tavada çok az yağda arkalı önlü kızartın.
milföy hamurunuzu merdane yardımıyla biraz açarak dikdörtgen oluşturun,üzerine bir parça tavuk,bir dilim kaşar koyarak sarın,her parçada aynı işlemi yapın ve üzerlerine yumurta sarısı sürün.
yağlanmış tepsiye dizin fırında üzeri kızarana kadar pişirin.dilimleyerek yada bütün şekilde servis edebilirsiniz.
(afiyet olsun)

8 Mayıs 2010 Cumartesi

anneler günü....


            Temmuz İsrail saldırılarında ölen Lübnanlıların cenazesi   (fotoğraf buradan alıntıdır)

Evet bu gün Anneler günü...(a)günü (b) günü (c)günü bana bu günler çok anlamsız geliyorgelmesine ya ne yazıkki bende anneler gününe hediye alarak katkıda bulunanlardanım.
Annem yanımda olmadığından kayınvalideme aldım.
sanki almasam kırılacak yada önemsenmediğini hissedecek gibime geliyor çünki her kes alıyor.
Sürü piskolojisi bize böyle bir mecburiyet yüklüyor.

Dünyanın dört bir yanında anneler ağlarken,çocuklar annesiz kalırken,biz anneler gününü kutluyoruz.
tv'ide tekrar tekrar dönen,anneler gününü tamamen ticarete döken,fiyatı yükseldikçe anneninde kıymetini arttıran reklamlarla.,annesi olmayan çocukların yüreğinin nasıl sızladığını yada evlatlarını kaybetmiş annelerin ızdırabını görmezden gelerek.

Oysa dinimiz annenin ayaklarının altına cenneti sererek,onlara of bile demeyi yassaklayarak en büyük değeri vermiş,Anne olmak dünyanın en büyük mutluluklarından RABBİMİN bize en büyük lütuflarından birisi,onlara karşı hayırlı evlat olmak ve hayır duada bulunmak en güzel hediye.
ALLAH tüm istiyenlere anne olmayı nasip etsin.

illede kutlamak gerekiyorsa Anneler günümüz kutlu olsun...

7 Mayıs 2010 Cuma

kolay poğaça

arkadaşlar hepinize hayırlı cumalar,bu mübarek günde RABBİM cümlemize sağlık,sıhhat,huzur ve iman versin,özellikle böbreklerinde proteyin kaçağı tespit edilen ve tedavisi süren aslıhan arkadaşımıza ve tüm hastalara acil şifalar ihsan eylesin.
RABBİM gönülleri en iyi bilendir.Rahmeti ve merhameti sonsuz olandır,dualara icabet edendir.
biliyorsunuzki temiz bir ağızla(manevi temizlik) edilen dua ALLAHIN izniyle kabul olur.
dolayısı ile mü'minin mü'min kardeşi için ettiği duada ağzı temiz kabul edildiğinden ettiği duada yine ALLAHIN izniyle kabul olur.Sizden ricam dualarınıza benide ortak edin,hepimiz ALLAH rızası için birbirimize dua edelim inşallah.
hepinizin hayırlı cumalar,cumanız mübarek olsun.


poğaça tarifine geçelim.
geçenlerde komşumuz zühre teyze çat kapı geldi ev hali hazırda ikram edecek birşeyde yoktu.
teyzede maşallah pek hamarat benim gibi yapmayıda yemeyide seviyor.Birşeyler hazırlıyayım dedim vaktim yok dedi,bende senin pratik tariflerin vardır yapalım hemen bişey dedim ve mutfağa girdi ve ortaya bu poğaça çıktı gerçekten çok pratik vede lezzetli oldu,bizde çayın yanında afiyetle yedik.

malzemeler
2 yumurta (1tanesinin sarısı üzeri için ayrılacak)
150 gr tereyağ
yaklaşık 150 gr.peynir (kahvaltıdan artan herhangi bir peyniri deyelendirebilirsiniz)
1 paket kabartma tozu
aldığı kadar un
çörekotu

yapılışı
un hariç tüm malzemeyi uygun bir kaba alın ve kulak memesi kıvamında bir hamur elde edene kadar un ilave ederek yoğurun.
hazırladığınız hamurdan yumurta büyüklüğünde parçalar koparın.elinizle biraz açarak boş bir şekilde normal poğaça kapatır gibi kapatın.
üzerine yumurta sarısı ve çörekotu sürün ve fırında üzeri kızarana kadar pişirin (afiyet olsun)

3 Mayıs 2010 Pazartesi

nohutlu mantı yemeği

evet ben mantı yaptım yani hamurunuda kendim açtım:)) ayrıca çokta zorlanmadım valla çokta güzel yaptım harika oldu

malzemeler
2 su bardağı haşlanmış nohut
1 yemek kaşığı salça

hamur için
2 su bardağı un
1 yumurta

iç malzemesi
200 gr kıyma
1 tane sogan
biraz maydonoz
arzuya göre baharat

unun içine yumurtayı ekleyin ve biraz su ilave ederek çok yumuşak olmayan bir hamur hazırlayın,hazırladığınız hamuru 20 dk dinlendirin.

içharcı için
kıymayı az yağda kavurun,üzerine doğranmış soğan ve baharatları ilave edin soğanlarda kavrulunca altını kapatın ve ınce kıyılmış maydonozu ilave ederek karıştırın.

hamurunuzu çok ince olmayacak şekilde (hazır yufkadan kalın)açın ve kare kare kesin içlerine kıyma harcından birer çay kaşığı koun

ve karşılıklı köşelerinden tutarak kapatın

genişçe bir tencereye 7 u baradağı su koyun ve kaynatın kaynayan suya haşlanmış nohutları,yağ ve salça ilave din ve biriki taşım kaynattıktan sonra mantılarınızıda ilave edin mantılar pişincen altını kapatın (su az gelirse biraz daha ilave edebilirsiniz)(afiyet olsun)

29 Nisan 2010 Perşembe

pudinkli kahveli kek

keki pek sevmediğimden vede yapmayı beceremediğimden yapmayalı neredeyse yıllar oldu ,aslıda karar vermiştim artık kek yapmalıydım evet yapabilirim derken yine dost tv'de bu tarifi gördüm ve tam zamanı dedim,ben bu tarz soslu vede ıslak kekleri çok seviyorum.
denedim çokta güzel oldu bunca yıl boşuna küsmüşüm keke,o kadarda imkansız değilmiş:))
isteyince oluyormuş.

malzemeler
3 yumurta
yarım su bardağı şeker
1 su bardağı ceviz
7 tane kuru incir
1 su bardağı un
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya

üzeri için 1 paket vanilyalı puding
2 su bardağı süt
1 su bardağı ılık su
1 paket labne peynir (olmasada olur)
1 paket 3'ü birara kahve

yapılışı
incirleri 1 saat ılık suda bekletikten sonra iri iri doğrayın.
uykun bir kasede yumurtaları ve şekeri köpürene kadar çırpın,üzerine incir,un,kabartmatozu ve vanilyayı ilave ederek güzelce çırpın.
bu malzeme bildiğimiz yuvarlak borcamın bir boy küçüğüne denk geliyor.
kek hamurunuzu yağlanmış borcama dökün ve pişirin
kek pişerken pudinkinizi sütle pişirin kıvama gelince labne peynirinizi ilave ederek güzelce karıştırın ve mikserle 3-4 dk çırpın.
kahvenizi 1 su bardağı ılık suda eritin ve pişen ılık kekin üzerine gezdirin.
son olarakta pudinkinizi üzerine dökün ve buz dolabında 1 saat dinlendirin arzu ettiğiniz gibi süsleyin (afiyet olsun)

26 Nisan 2010 Pazartesi

antep fıstıklı kurabiye

arkadaşlar hepinize kucak dolusu sevgiler sizlerle bu gün eşimin değimiyle baklava tadında bir kurabiye paylaşmak istiyorum.baklava tadında çünki içinden gelen yoğun fıstık tadı baklavayı anımsatıyormuş.
bu güzel tarifi sevgili evimizdeki lezzetler (fatma) arkadaşımın sayfasında gördüm ve görür görmez yapmaya karar verdim.kendisine bu güzel tarifi için teşekkür ederim.
orjinaline bakmak isterseniz buraya buyrun

malzemeler
1,5 su bardağı un
1/2 su bardağı irmik
1/2 su bardağı şeker
1 su bardağı toz antep fıstığı
125 gr. margarin veya tereyagi oda sicakliginda

üzeri için:
pudra şekeri veya cikolata

yapılışı
Derin bir kaba unu alın. Üzerine irmik, toz şeker, toz antep fıstığı, margarini ekleyin ve iyice yoğurun. Üzerini nemli bir bezle örterek buzdolabında yarım saat dinlendirin. Fındık büyüklüğüde parçalar kopartıp elinizde yuvarlayın. Yağlı kağıt serili fırın tepsisine dizin. Önceden ısıtılmış 170 derece fırında 20 dakika pişirin. Üzerine pudra şekeri serpin yada çikolata sosuyla süsleyebilirsiniz (afiyet olsun)

23 Nisan 2010 Cuma

limonlu kurabiye



arkadaşlar hepinize hayırlı cumalar,cumanız mübarek olsun.
bu gün sizlerle sevgili arkadaşım kalp kurabiye de görüp yaptığım mayhoş ve hoş bu kurabiyeleri paylaşmak  istiyorum orjinaline bakmak isterseniz buraya buyrun.
güzel tarifi için arkadaşıma teşekkür ederim.

Malzemeler:

1 adet Yumurta
1 su bardağı sıvıyağ
2 su bardağı tozşeker
2 adet limonun suyu
1 pk. kabartma tozu
Aldığınca un


Uzerine:
1 Yumurta aki
Tozşeker

yapılışı
Toz Şeker ve Yumurta mikserle çırpın uzerine sıvıyağ, limon suyu ilave ederek çırpmaya devam edin. Kabartma tozuve un ilavesi ile yumuşak kıvamlı bir hamur elde edin .. Yoğrulan hamur buzdolabında 30 dakika dinlendirin.

Dinlenen hamurdan parçalar koparılıp yuvarlayın ve parmağınızla ortasına hafif çukur olacak şekilde bastırın üst kısmını önce Yumurta Akına sonrad tozşekere batırdıktan sonra tepsiye dizin 170 dereceye önceden ısıtılmış fırında pişirin (afiyet olsun)

21 Nisan 2010 Çarşamba

minik simitler

geçenlerde dost tv'ide acıdan tatlıya programında bu simitler yapılıyordu,yapan bayan ısrarla tavsiye edince hemen kalkıp yaptım gayet güzel oldu.
bende sizlerle paylalaşmak istedim
malzemeler
1 çay bardağı yoğut
125 gr margarin
1 yumurta
yarım paket kabartma tozu
un ve susam

yapılışı
oda sıcaklığındaki margarini,yoğurdu,kabartma tozunu ve yumurtanın sarısını (akını üzeri için ayırın)uygum bir kaba alın ve azar azar un ilave ederek yoğurmaya başlayın.
hamurunuz kulak memesi kıvamına gelince ceviz büyüklüğünde parçalar kopararak iki elinizin arasında yuvarlayarak bir karış uzunluğa getirin ve iki ucunu birleştirerek simit şeklini verin.
hazırladığınız simitlerin üzerini önce yumurta akına sonrada susama batırarak yağlanmış tepsiye dizin ve fırında üzerleri hafif kızarana hadar pişirin (afiyet olsun)

17 Nisan 2010 Cumartesi

fırında izmir köfte

arkadaşlar hepinize kucak dolu sevgiler.
evet artık bilgisayarım oldu,bursadan misafirlerim vardı kız kardeşim ve yeğenimde geldiler yoğun ama çok güzel bir hafta geçirdim. hepinize sağlıklı ve huzurlu bir hafta sonu diliyorum ve tarifime geçiyorum.
malzemeler
5 tane patates
3 tane domates
4tane biber
3 yemek kaşığı salça

köfte malzemeleri
500 gr kıyma
1 tane yumurta
4-5 diş sarımsak
3-4 dilim ekmek içi
kimyon,karabiber,pulbiber

yapılış
domates ve biberleri dilimleyin

köftenin yapılışı
köftelik tüm malzemeyi bir kaba alırak yoğurun ve ceviz büyüklüğünde parçalar kopararak avucunuzun içince sıkarak parmak köfteler hazırlayın.

patatesleri kızartmalık doğrayın ve kızgın yağda tam pişirmeden hafif kızartın,hazırladığınız köfteleride hafif kızartın ve uygun bir fırın tepsisine sırasıyla,birkaç patates,bir köfte,bir dilim domates bir dilim biber olacak şekilde dizin.

salçaya 2,5 su bardağı su ekleyerek sos hazırlayın,hazırladığınız yemeğin üzerine gezdirin ve fırına verin 35-40 dk pişirin afiyet olsun

30 Mart 2010 Salı

1 nisan şakalarının çirkin tarihi

sevgili arkadaşlar bu yazı geçen sene 1 nisanda bana mail olarak gelmişti ve
okuduktan sonra  tüylerim ürperdi,çünki çoğumuzun her sene arkadaşlarımızı nasıl şakalarız diye kafa yorduğumuz 1 nisanın iğrenç tarihinden bihaberdim.
maalesef biz müslümanlar batıyı taklit etmekte onları her konuda örnek almakta adeta bir birimizle yarışıyoruz nedenini aslını hiç bilmeden sırf onlar yapıyor diye,yani onlara benzemek adına her şeyde onları taklit ediyoruz.
halbuki onun yerine ALLAH RESÜLÜ (sallallahu aleyhiselamı)ve sahabeyi örnek alsak kendimizi manevi yönde geliştirmeye çalışsak ozaman kötü ve çirkin adını hiçbir şey kalmayacak ne terör,ne zina,ne hırsızlık nede haksızlık,ama nerde dini babadan miras alıyor ve öyle yaşıyoruz,neyse konunun çok dışına çıktığımın farkındayım,ama bu konuda çok doluyum.

bu arada bilgisayarım bozuldu yarın tamire gidiyor ne zaman gelecği belli olmaz o yüzden bu yazıyı biraz erkende olsa paylaşmak istediö.
tekrar görüşene kadar ALLAHA emant olun

İŞTE 1 NİSANIN ÇİRKİN TARİHİ

15. yüzyılın sonlarında, Haçlı ordusu Endülüs Müslümanlarının son kalesini kuşatır. Uzun süren bir kuşatma olmasına rağmen, kış aylarının da etkisiyle, kale korunabilmektedir. Durumun zorluğunu anlayan Haçlı ordusunun komutanı değişik taktikler düşünmektedir.
En sonunda 31 Mart gecesi Kalenin önüne giderek bir elinde Kur'an bir elinde İncil 'Şu iki kitap üzerine yemin ederim ki, teslim olursanız bu akşam size bir şey yapmayacağım' der. Gerekli görüşmelerden sonra canlarının kurtarılması karşılığında Müslümanlar kaleyi teslim ederler.
Ertesi sabah, yani 1 Nisan sabahı, Haçlı ordusu komutanı bütün Müslümanların öldürülmesi için emir verir. Bunun üzerine Müslümanlar 'Yemin etmiştiniz,bize söz vermiştiniz' dediklerinde Haçlı ordusu komutanı 'Benim sö züm size dün akşam içindi, bugün için size bir sözüm yoktur' diye cevap verir ve bütün Müslümanlar orada Şehit edilir.
İşte o gün bugündür 1 Nisan hristiyanlar arasında 'Hile Günü' olarak kutlanmaktadır.
Maalesef hıristiyanları taklit etmeyi modernleşme sanan gafil müslümanlar arasında da yaygınlaşmış,yüzlerce, binlerce müslümanın katliam günü olan1 Nisan'lar, bir şakagünü olarak kutlanmaktadır.

27 Mart 2010 Cumartesi

yoğurt çorbası

arkadaşlar hepinize sevgilerimi sunuyorum ve bu gün sizlerle lezzeti garantili ve çok kolay bir çorba olan yoğurt çorbasını paylaşmak istiyorum bir çoğunuz biliyorsunuzdur,bende çok benzerlerini gördüm ama bilenler bilir bu çorba çok lezzetli oluyor.
ben misafirlerime bu çorbayı çok sık yaparım ve çok ama çok beğenilir.Muhammedimde çok seviyor,bu çorbayı,
özellikle pek çorbayapmadığını söyleyen arkadaşım anlayamazsın 'a tavsiye ediyorum.
gelelim çorbanın tarifine

malzemeler
2 çay bardağı şehriye (tel şehriye yada arpa isteye bağlı)
1 su bardağı yoğut
1 yumurta
1 yemek kaşığı un
3-4 diş sarımsak rendesi
nane
5 su bardağı su

yapılışı
tüm malzemeyi geniş bir kapta güzelce çırpın,üzerine 5 su bardağı suyu azar azar topaklandırmadan ilave edin.
tencerenize yarım çaybardağı sıvı yağda şehriyelerinizipembeleşene kadar kavurum ama rengi çok kızarmasın kavrulan şehriylere hazırladığınız yoğutlu suyu şehriylere ilave edin,kaynayana kadar sürekli karıştırın kaynadıktan sonra altını kısın ve şehriyeler tamamen yumuşayana kadar pişirin.
suyu azalırsa çok az ilave edebilirsiniz.(isteyen çok az kıymada ilave edebilir)
 afiyet olsun

25 Mart 2010 Perşembe

ıslak kurabiye

Arkadaşlar bu gün sizlerle sevgili arkadaşım kalp kurabiye de görüp yapmaya karar verdiğim ıslak kurabiyeyi paylaşmak istiyorum,ben malzemeyi yarıdan biraz daha az kullandım ve içine çikolata koydum
görüntü arkadaşımın kurabiyesi kadar güzel olmadı ama tadı gayet yerinde idi orjinaline bakmak isterseniz buraya  buyurun

deniz  arkadaşıma paylaşımı için çok teşekkür ediyor sevgilerimi yolluyorum.

malzemeler (yaklaşık 13 tane çıktı)
2 su bardağı un
1 tane yumurta
1 çorba kaşığı yoğurt
1 yarım paket kabartma tozu
yarım paket vanilya
yarım çay bardağı şeker
çikolata (isteye bağlı)

şerbet için
yarım su bardağı su
yarım su bardağı portakal suyu
yarım su bardağından biraz fazla şeker

yapılışı
önce şeker ve suyunuzu karıştırarak kaynatın kaynadıktan 1-2 dk sonra altını kapatın ve portakal suyunu ilave edin.
kurabiye için olan tüm malzemeyi bir kaba alarak yumuşak bir hamur elde edene kadar yoğurun,hamurunuzdan ceviz büyüklüğünde parçalar kopararak elinizde yuvarlayın çikolata koyacaksanız ortasını parmağınızla açarak istediğiniz miktarda çikolatayı koyarak kapatın, fırın tepsinize yağlı kağıd serin ve kurabiyeleri dizin 15-20 dk dinlndirin ve önceden ısıtılmış fırında pişirin.
kurabiyeler piştikten sonra sıcakken şerbete daldırıp çıkartın kurabiye dinlendiklten sonra daha güzel oluyor
(afiyet olsun)

22 Mart 2010 Pazartesi

atık pillerin toplanması

Arkadaşlar hepineze sağlıklı huzurlu bir hafta diliyorum..
Bu gün sizlerle atık pillerden bahsetmek istiyorum.Şarz edilen vaya edilemeyen pilleri çöpe atmamamız gerektiğini hepiniz biliyorsunuzdur.Bildiğiniz gibi biten pillerimizi çöp attığımızda içinde bulunan çinko,mangan,civa,lityum ve gümüş oksit maddeleri zamanla toprağa karışıyor,bitki ve hayvanlar yoluylada biz insanlara bulaşıyo,başta sakat dğumlar ve kanser olmak üzere bir çok hastalığa neden oluyor.
uzun bir zaman önce haberlerde okullarda ve bir çok kurumda gönüllü olardak atık pillerin toplanması kampanyası başlattıklarını duymuştum ama oturduğum muhitte nerelerde toplandığını bilmiyordum.
Özellikle çocuklu ailelerde yuncaklar sayesinde dahada çok atık pil oluyor.
Dün BİM'me gittiğimizde atık pillerin toplandığı bir kutu dikkatimi çekti ve çok mutlu oldum uzun zamandır biriktirdiğim pillerimi verebileceğim bir yer buldum :))
evet arkadaşlar aranızda benim gibi tık pilleri nereye vereceğini bilmeyenlere duyrulur.
Lütfen pillerimizi çöpe atmayalım bilmeyenleride bilgilendirelim.

19 Mart 2010 Cuma

ödülüm:))

aevgili arkadaşlarım tuğba (New Life ) ,evra ile ve şehri bursa beni bu güzel ödüle laik görmüşler hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum ve bende bu ödülü ayrım yapmaksızın tüm arkadaşlarıma gönderiyorum
(resim sevgili arkadaşım aslıhan (urfa tutkunu)'dan alınmıştır)

16 Mart 2010 Salı

piyaz

piyazı çok seviyorum helede köfte varsa yanında süper.
kimi piyazda haşlanmış yumurtada seviyor ama ben yakıştıramıyorum arzu eden ilave edebilir

malzemeler
1 su bardağı haşlanmış kuru fasülye
1 tane domates
1 tane sivei biber
1 tane kuru soğan
sirke
yağ

yapılışı
domatesi küçük ,biberi halka haka,soğanıda ince dilimle şeklinde yani piyazlık doğrayın üzerine fasülyeleri,tuz,sirke ve yağı (miktarı arzuya göre) ilave ettikten sonra salata tabağına alın (afiyet olsun)

15 Mart 2010 Pazartesi

nohutlu işkembe çorbası

baharın gldiğini tam hissettiren mis gibi güneşli bir günden hepineze sevgiler ve iyi bir hafta diliyorum,her şey gönlünüzce olsun.
gelelim bu günkğ tarifime,sakatatsız bir hayat düşünemiyorum dersem abartmış olurmuyum ?
kellepaça,işkembe,ciğer,dalak,yani sakatat adına ne varsa çok seviyorum ve her çeşidini elimden geldiğince yapmaya çalışıyorum.
bu günde sevdiğim tariflerden biri olan nohutlu işkembe çorbasını paylaşmak istiyorum

malzmeler
500 gr işkembe
2 su bardağı haşlanmış nohut
yarım limon
1 yemek kaşığı un
sarımsak
sirke
salça

yapılışı
yıkanmış temizlenmiş işkmbeyi bir tencerye alın ve üzeri geçene kadar su koyarak bir taşım kaynatın v sudan çıkarın,soğuduktan sonra küçük küçük doğrayın ve tekrar üzerini 3 parmak geçeck kadar su koyarak düdüklü tencerede 40 dk pişirin.
sarımsak,un ve limonu bir kasde üzerin 1 bardak işkmbenin suyundan ilave ederek sos hazırlayın v bu sosla beraber nohut ve arzu ettiğiniz kadar sirke ilave edip yaklaşık 15 dk daha pişirin yemeğin suyu az gelirse ilave yapabilirsiniz

12 Mart 2010 Cuma

sizde neden telefonda "alo" deriz merak etmişmiydiniz?

arkadaşlar belki çok gereksiz bir bilgi ama ben çocukken çok merak etmişimdir alo nedemektir diye aloyla telefon arasında bir bağlantı kurmaya çalışmışımdır ama hiç aklıma yatan bir cevap bulamamışımdır.
Bilnler zaten biliyordur ben bilmeyip benim gibi bir zamanlar epeyi kafa yoranlar için paylaşmak istedim


Telefonda hemen hemen hergün kimbilir kaç kez kullandığımız "Alo" sözcüğü, gerçekte bir sevgilinin kısaltılmış adıdır. Sevgilinin tam adı Allessandra Lolita Oswaldo'dur.

Bu sevimli genç kız, telefonu icat eden, A.Graham Bell'in sevgilisiydi. Graham Bell telefonu icat edince ilk hattı sevgilisinin evine çekmişti. Atölyesinde telefon çalınca arayanın Allessandra Lolita Oswaldo'dan başkası olamayacağını bildiğinden Graham Bell, telefonu açar açmaz "Allessandra Lolita Oswaldo" diyordu. Bell, zamanla sevgilisine, adını kısaltarak hitap etmeye başladı ve telefonu her açışında onu "Ale Lolos" diye karşıladı.
Çalışmaları uzadıkça Graham Bell, sevgilisinin adını daha da kısalttı ve öne iki heceli bir ad buldu. Bu kısa ad "Alo" idi. Allessandra Lolita Oswaldo, geliştirip, tüm kente yaymaya çalıştığı telefondan başka birşey düşünmeyen sevgilisinin bitmek tükenmek bilmeyen deneylerinden rahatsız olmaya başlayınca Graham Bell'i telefonuyla başbaşa bırakıp onu terketti.
Yaşlı Bell, sevgilisinin birgün onu arayacağı umuduyla telefonun başından ayrılmadı. Kentte çekilen telefon hatlarının sayısı da giderek artmaya başlamıştı. Graham Bell'i artık başka kişiler de arıyordu. Fakat o, telefonun her çalışında kendisini sevgilisinin aradığını sanarak telefonunu "Alo" diyerek açıyor ve artık herkes "Alo" diyordu. O günlerde hemen herkes telefonu açtıklarında Alexander Graham Bell'in anısına saygı olarak "Alo" demeye başladı.
Bugün tümümüzün kullandığı "Alo" sözcüğü işte o günlerden günümüze uzanmaktadı

(alıntı)

11 Mart 2010 Perşembe

lebeniye çorbası

sevgili arkadaşlar bu gün sizlerle cahide abladan aldığım bu muhteşem çorbayı paylaşmak istiyorun ve eğer daha önce denememiş arkadaşlar varsa şiddetle tavsiye ediyorum.
biz bayıldık,burdan cahide ablaya manevi bilgileriyle ruhumuzu,birbirinden güzel tarifleriylede bedenimizi beslediği için ona çok çok teşekkür ediyorum ve biranönce tarife geçmek istiyorum,ben ölçüleriyle(kişi sayımıza göre)biraz oynadığım için ablamın boloğundaki tarifi birebir yayınlıyorum sizde oradan bakmak isterseniz buraya buyrun


malzemeler

10 su bardağı su
1 çay bardağı pirinç
1 su bardağı haşlanmış nohu
köftesi için
400 gr.kıyma
1 adet soğan
 Karabiber tuz


yoğutlu terbiyesi için
3 su bardağı yoğurt,
1 adet yumurta
1 yemek kaşığı un

üzeri için
2 yemek kaşığı tereyağı
1 yemek kaşığı kuru nane

lebeniye çorbasının yapılışı
Su ve pirinci bir tencereye koyup haşlayın
Köfte malzemeleriyle köftenizi yoğurun,küçük küçük yuvarlayın


Köfteleri üzerlerine biraz un atarak unlayın ve az yağda hafif çevirin

Bu köfteleri ve nohutlarınızı tencereye ilave edin
Köfteler haşlanınca,ayrı bir yerde çırptığınız,yoğurt,yumurta ve unu tencereye döküp hızla karıştırınız
Kaynamaya başladıktan sonra bir iki taşım kaynatıp tuzunu atın ve altını kapatın.
Kızarttığınız tereyağına naneyi atıp karıştırın ve lebeniye çorbasının üzerine dökün.

9 Mart 2010 Salı

yürek kavurma

malzemeler
500 gr yürek
1 tane soğan
kimyon,pulbiber,karabiber

yapılış
yüreğinizi kuşbaşı doğrayın, üzerine kaynar su ilave din 10 dk kadar bekletin (sevgili cahide abla ciğerde yapmıştı kanının çıkması için bende yürekte denedim çok iyi sonuç aldım)suda beklettiğiniz yüreklerin çıkan kirli suyunu süzün ve yıkayın. tencerenize biraz sıvı yağ koyun ve yıkanmış yürkleri ilave edin(ben dana yürek kullandığım için üzerin 1 çay barda suda ilave ettim) yürek suyunu çekince  doğranmış soğan ve baharatları ilave edin yürekle birlikte soğanlarda pişne kadar kavurun (afiyet olsun)

8 Mart 2010 Pazartesi

kahvaltılık salça sosu

arkadaşlar hepinize hayırlı,sağlıklı ve huzurlu bir hafta diliyorum.
sizinle bugün bim'den aldığım,severek yediğim,yerkende bende bunu yaparım dediğim bu sosu paylaşmak istiyorum.
birebir aynısı olmasada biz çok beğendik ve süreekli yapıyorum,hatta yaptığımda biraz fazla yaıpıp dolaba koyuyorum 2-3 gün yiyoruz.
denemek isterde beyenmezseniz ki beyeneceğinizi umuyorum ziyan olmuyor yemeklerdede kullana bilirsiniz.

malzemeler
1 tane kuru soğan (çok büyük olmasın)
2 yemek kaşığı domates salçası
2 yemek kaşığı ketçap
yarım yemek kaşığı narekşisi (isteye bağlı)
yarım çay bardağı zeytin yağı
karabiber,pulbiber,kimyon,kuru nane,kekik

yapılışı
soğanı küçük küçük doğraın biraz tuz ilave ederek elinizle hafif ovun,üzerine salça,yağ,ketçap ve arzu ettiğiniz miktarda tüm baharatları ilave edip karıştırın (afiyet olsun)

6 Mart 2010 Cumartesi

peynirli fırın makarna

hepinize,sağlıklı mutlu hafta sonları diliyorum.
sizinle makarnanın en sevdiğim tariflerinde biri olan fırın makarnayı paylaşmak istiyorum.işte malzemeler

malzemeler
1 paket fırın makarna
350 gr peynir

beşamel sos için
yarım çay bardağı sıvı yağ
2 yemek kaşığı un
2 su barda ğı süt
350 gr kaşar peynir

yapılış
makarnaları haşlayın ve süzün,bir borcama yarısını alın ve üzerine peynirinizi serpiştirin kalan makarnayıda üzerine ilave edin.
beşamel sosu hazırlamak için yağı küçük bir tencereye alın üzerine unu ilave edip un hafif kavrulana kadar kavurun,ve sütünüzüde ilave edin boza kıvamına gelene kadar karıştırın ve hazırladığınız sosu makarnanın üzerine yayın.
rendelediğiniz kaşarıda en üste serpin ve fırında üzeri kızarana kadar pişirin dilimleyerek servis edin (afiyet olsun)

4 Mart 2010 Perşembe

pratik perde pilavı

bu tarif hem pratik hemde çok lezzetli oluyor,ayrıca serviside kolay.kırmızı etle yapıldığında dahada lezzetli oluyor

malzemeler
300 gr tavuk eti
5 yaprak milföy
1 su bardağı pirinç
1 yemek kaşığı tereyağı
1 yumurta sarısı
karabiber

yapılışı
etlerinizi kuşbaşı doğrayın ve kızartın.tereyağı ve biraz sıvıyağda pirinçlerinizi kavurun,kavrulan pirinçlerinizin üzerine arzu ettiğiniz miktarda karabiber ve 1,5 su bardağı sıcak suyu ilave edin,kaynamaya başlayınca altını kısın suyunu çekene kadar pişirin ve 10 dk dmlemeye bırakın.
demlenen pilava kızartılmış tavukları ekleyip karıştırın.
milföylerinizi merdane yardımıyla çok inceltmden açık el büyüklüğünde eşit bir şekilde açın,içlerin pilavınızdan koyarak bohça şeklinde kapatın.
kapattığınız taraf alta gelecek şekilde yağlanmış tepsiye dizin,üzerine yumurta sarısı sürün ve fırında üzerleri kızarana kadar pişirin (afiyet olsun)

2 Mart 2010 Salı

portakal sulu irmik peltesi desem olurmu

portakal sulu irmik peltesi desem olurmu dedim çünki,bu tatlının gerçek adı hostes memesi yada kız göğsü diye biliniyor.
duyduğumda çok şaşırdım ve kulağa hoş gelmediği için kendimce bir isim bulmaya çalıştım,isim bulamadım kıvamı pelte gibi olduğu için bende böyle yazdım. ben malzemeyi başarılı olmama ihtimaline karşı yarıya indirdim ve ben portakal suyunun miktarını daha bol tutum hem rengi farklı oldu,hemde portakallarım ekşimsi olduğu için mayhoş oldu çokta hoş oldu.
orjinal ölçüyle yapmak isteyenler  http://turuncutatlar.blogspot.com/ 'dan baka bilirler

malzemeler
1 su bardağı portakal suyu
1,5 su bardağı su
1,5 su bardağı şeker
yarım su bardağı irmik
yarım portakal kabuğu rendesi

Tüm malzemeleri bir tencereye alalım ve muhallebi pişirir gibi pişirelim. Piştikten sonra içini sudan geçirdiğimiz (kolay çıkması için)çay veya kahve  fincanlarının içine koyalım. Buz dolabında 1-2 saat soğutalım. Soğuyan fincanlarımızı servis tabağımıza ters çevirelim Üzerine fındık veya badem yerleştirin. Soğukken servis edin Afiyet olsun
 
not:denemeyi düşünen arkadaşlar fincanları ters çevirince pelte içinden hemen çıkmaya bilir,benim gibi panik yapmayın iyice dinlenip soğuduktan sonra bir bıçak yardımıyla pelteyi fincandan hafif ayırın ve ters çevirin çok kolay çıkıyor

1 Mart 2010 Pazartesi

muhammed yürüyor


Dün yoğun istek ve ısrarla babamızı dışarı çıkmaya ikna ettik
 RABBİME şükürler olsun artık tam anlamıyla yürüyor.
Muhammedim ilk defa bağımsız olarak toprağın çimlerin üzerinde yürüdü,okadar mutluyduki onu zaptetmek mümkün olmuyordu.Kesinlikle yardım istemiyor tek başına yürümek istiyordu,arkasında olduğumuzda onu tutacağımızı anlayınca koşar adımlarla kaçmaya başlıyor,kucağımıza aldığımızda ağlıyordu.
hava soğuk değildi ama çimenler ıslak olduğundan olğum gönlünce yürüyemedi,ama etraftaki kedi ve köpekleri görmek ona yetti.
butün çocuklar böylemi bilmiyorum ama oğlum çocuk ve hayva gördüğünde inanılmaz mutlu oluyor kendince konuşup gülücükler yayıyor.uzun zamandır ilk dafa bu kadar eğlendik ve güzel bir gün geçirdik.
oğlum mutlu olduğunda dunyalar benim oluyor RABBİM ona ve ümmeti Muhammed(s.a.v) çocuklarına sağlık sıhat versin RABBİM kimsenin yuvasından huzuru eksik eylemesin (amin)

fırında patatesli tavuk

hepinize huzurlu ve güzel bir hafta diliyorum
bu gün sizlerle,çok lezztli bu tavuk tarifini paylaşmak isyiyorum,ben tavuğaa özelliklede kızartırken yoğurt ve sarımsağı çok yakıştırıyorum yoğut nar gibi kızarmasını sağlıyor,sarımsakta harika bir lezzet veriyor.daha önce denemeyenlere tavsiye edrim
şimdi tarife geçelim.

malzemeler
1 tane tavuk
5 tane patates

sosu için
1 yemek kaşığı yoğurt
1 ymek kaşığı salça
4-5diş sarımsak (rendelenmiş)
karabiber
pulbiber
kekik
sıvı yağ

yapılışı
tavuğunuzu uygun parçalara bölüp yıkayın,patateslerinizi kızartmalık doğrayın.
patates tavuk ve tüp sos malzemesini güzelce harmanlayarak fırın poşetine koyun ve fırında yaklaşık 45 dk kadar pişirin (afiyet olsun)

26 Şubat 2010 Cuma

şule tatlısı

Sevgili arkadaşlar hepinize yaırlı cumalar olsun.
iyi bir hafta sonu dileğiyle sizlerle bu güzel tatlıyı paylaşmak istiyorum.
Bu tatlıyı sevgili  yaprak sarmanın bloğunda gördüm ve görür görmez denemye karar verdim.Dün kandil münasebetiyle yaptım ve komşulara dağıttım,çok beyenildi hatta tarifini almak için kapımı çalan bile oldu.Denemenizi tavsiye ediyorum.


malzemeler
2,5çay bardağı sıvıyağ
1,5 çay bardağı yoğurt
1 kabartma tozu
aldığı kadar un
1 kase irmik

şerbet için
3bardaku su
2,5 bardak şeker

içi için
1 kase ceviz iç

yapilış
Öncelikle şerbetimizin malzemesini ocağa alıp kaynamaya başladıktan sonra 7 dakika kadar daha kaynatalım.Arada sık sık karıştırarak şekerin iyice erimesini sağlayalım.Yaklaşık kaynadıktan 7 dakika kadar sonra şerbetimiz hazır hale gelir.Soğumaya bırakalım..
Hamurumuzu sıvıyağ ,yoğurt kabartma tozunu karıştırıp ununu ekleyerek hamurumuzu elde edin..Kulak memesinden az sert bir hamur yapalım.Ceviz büyüklüğünde alıp içini içli köfte oyar gibi oyup,içine ceviz koyun elinizle güzel yuvarlak bir şekil verip irmiğe batırarak yağlanmış fırın tepsisine dizin.fırında üzeri az esmer oluncaya kadar pişirelim.Pişen tatlıya hemen şerbetini sıcak sıcak verelim.Bir gece önceden yapılınca tadına doyum olmuyor.Afiyet olsun.

25 Şubat 2010 Perşembe

kandiliniz mübarek olsun


Sevgili arkadaşlar sizlerle http://www.samanyoluhaber.com/ alıntı olan bu güzel duayı paylaşmak istedim.

Bu mubarek gecede dualarda unutmamak ve unutulmamak dileğiyle hepinizin kandili mubarek olsun.



EÛZÜ BİLLAHİ MİNE’Ş-ŞEYTANİ’R-RACÎM, BİSMİLLAHİRRAHMANİRRRAHİM

Ya ilahel alemin
İlk yarattığın nur efendimizin nuruydu.
Sen onu var etmeden evvel gündüzün geceden,
baharın da kıştan farkı yoktu.
İyilikler, kötülüklerle iç içe;
akıl nefse yenik,
ruh da bedenin esiri idi.
O güzeller güzeli
Varlığın sırrını keşfedip akla yüksek hedefler gösterdi
düşünceye kapılar açıp
insanın ebedlere namzet olduğunu âlemşümul bir dille haykırdı.
Böyle bir elçiyi insanlığa bahşetmenden
Ve sayısız nice nimetlerinden ötürü
sana sonsuz hamd ü senalar olsun ya rabbi!


Güç ve kuvvet ancak kendisine has olan yüce ve büyük Allâh’ım!
Mahlûkatın adedince,
Zatının rızası,
Arşının ağırlığı ve kelimelerinin toplamınca
Hz. Muhammed (sas) ve O’nun ehli ve ashabı üzerine salât ü selam la bir kere daha yâdederek huzûr-u İlahi'de el açıp yakarıyoruz


Ey her şeye hayat bahşeden Allah’ım
bütün insanlık, hatta bütün bir varlık âleminin bayramı sayılan
mübarek günleri vardır.
bir gün daha vardır ki,
oda Allah Rasûlü’nün dünyayı teşrif buyurarak
tenezzülen aramıza girip bizi şereflendirdiği kutlu zamandır.
Bizler şimdi o anı yaşıyoruz.
Rahmet-i Rahman’ın galeyana geldiğine inandığımız
bu kutlu zaman diliminde,

Mevlid Kandili’nin bizim için hakiki bayram olması ümidiyle,
ümmet-i Muhammed’in hal-i pürmelali açısından
bayram hediyesine en muhtaç birer yetim olduğumuz mülahazasıyla, Şefkat Peygamberi’nin ruhaniyetine sığınarak,
sen den yeniden bir kere daha diriliş istiyoruz ya rabb
Ey her şeye gücü yeten Allah’ım
Efendimizi düşünmekle
hayatın hiç kimseye nasip olmayan tadını
ve varlığın bitmeyen zevkli maceralarını duyarız.
Duyarız imanın yenilmez gücünü,
Duyarız Müslümanlığın kahramanlık olduğunu,
Duyarız doğruluğun paha biçilmez kıymetler ihtiva ettiğini,
Duyarız iffet ve ismetin, meleklerinkine denk insan tabiatının bir buudu haline geldiğini.
N’olur bu ve benzeri nice güzellikleri daha derince ve engince
Bütün insanların ruhlarına duyur ya Rabbi!


Ya Rabbel alemin
Onun terbiyesi, onun üslûbu ve onun sistemiyle yetişmiş olan nesillerin
imanları iz’ân ufkuna erişiyor,
muhabbetleri çağlayanlara dönüşüyor.
efendimizi bu ölçüde duyup sevmeleri münasebetiyle
her an daha da şahlanıyor
ve o kutlunun arkasında bulunma sevinciyle adeta yeni bir asr-ı saadet yaşanıyor.
Sen dünyamıza yeniden bir huzur çağı
ve gül devri yaşat ya Rabbi!

Ey yüceler yücesi Allah’ım
Yüzümüz yok, hicap içindeyiz;
Efendimizin senin katındaki nazının geçerliliğine de ümitlerimiz tam.
Keşke ne seviyede olursa olsun
efendimizden hiç uzaklaşmasaydık;
ondan gelen ışıklardan
ve ruhlarımıza boşalan mânâlardan
hiç mahrum kalmasaydık..
ve onu o inandırıcı çehresiyle
içlerimizde hep taptaze ve dipdiri duyabilseydik!..
sen bizleri kendi uzaklıklarını aşabilen
hak ve hakikatleri de bütün derinlikleriyle duyabilenlerden eyle ya rabbi!
ya ilahel alemin
O güzeller güzeli Sevgiliyi, bir kere daha misafirimiz eyle..
tahtını sinelerimize kur
gönüllerimizdeki karanlıkları kov,
bütün benliğimize ruhunun ilhamlarını duyur
ve bize yeniden diriliş yollarını göster ya rabbi


İnananları karanlıklardan aydınlığa çıkaran Allah’ım
her gün biraz daha azgınlaşan şu zulmetleri o kutlunun ışığıyla dağıtıver
herkesi inleten zulüm ve adaletsizlik ateşini söndürüver.
her şekliyle kine, nefrete, düşmanlığa kilitlenmiş şu zavallı ruhların boyunlarındaki zincirleri çözüver
sevgiye, merhamete, şefkate hasret giden sinelerimizi muhabbetle, hoşgörüyle coşturuver
ruhlarımızı aklın aydınlığı, gönüllerimizi de mantık ve muhakeme enginliğiyle buluşturuver
ve bizi kendi içimizdeki hicran ve hasretlerimizden kurtarıver ya Rabbi!


Ey merhameti bol olan Allah’ım!
şefkati, adaletini aşkın gönüller sultanını unuttuğumuzun
ve saygısızlıkta bulunduğumuzun farkındayız.
Biliyoruz ki o rahmet nebisi
incinse de küsmedi
Vefasızlık görsede alakayı kesmedi
Başını yaranlar, dişini kıranlar karşısında bile ellerini açıp dua dua yalvardı. Katiyen lanette bulunmadı. Lanet ve bedduaya “âmin” de demedi.
Sinesini, Ebû Cehil'leri bile ümitlendirecek ölçüde açabildiği kadar açtı
ve her sözünü, her davranışını senin rahmetinin enginliğine bağladı.
Sen bizleri onun o engin merhametinden istifade eden
ve şefaatine de nâil olanlardan eyle ey Rabbi!


Ey ihsanları sonsuz olan Allah’ım
düşe-kalka olsa da hep Efendimizin izinde yürüme gayretindeyiz.
N’olur bizi bir kere daha sevindir.
Sevindir ki; bağının taptaze fidanlarıyla
adını âleme tam duyuracak demdeyiz.
Bu dünya ışığa hasret gidiyor.
Bizler o kırık azimlerimiz ve o çatlamış ümitlerimizle,
yolların hakkını veremesek de hep yollardayız.
Sadece hislerimizle de olsa, aradığımız hep senin habibin;

Ne olur gönüllerimiz bir kere daha onunla dolsun,
ufuklarımızı saran şu upuzun geceler yerlerini gündüzlere bıraksın
ve viladeti bizim hakiki bayramımız olsun..


Ey yapılan dualara cevap veren Allâh’ım
Sana itaat edilir Sen karşılığını veririsin;
Sana isyan edilir, sen bağışlar ve affedersin,
Darda kalanlara icabet edersin,
Zararı sıkıntıyı ortadan kaldırırsın
Hastalara şifa, dertlilere deva verirsin
Günahları bağışlar, tövbeleri kabul edersin
Sen bizlerin dualarını kabul buyur ya Rabbi!

Allâh’ım
acizlikten, üzüntüden, tasadan, kederden,
Korkaklıktan, kabir azâbından, cehennem ateşinden sana sığınırız.
Bizleri kötülükten ve kötülerin şerrinden emin eyle ya Rabbi!

Ey Yüceler Yücesi!
bize karşı düşmanlık duygularıyla oturup kalkanların kalblerini yumuşatmak murad ediyorsan,
bize ve gönüllüler hareketine karşı onların kalblerini yumuşat
ve sinelerini daimî bir sevgiyle doldur! Ya Rabbi!
Ey kalbleri evirip çeviren Sultanlar Sultanı!
Bizim kalblerimizi de, onların kalblerini de sevdiğin ve hoşnut olduğun güzelliklere çevir! Ya Rabbi!

Allahım
Sen bizlere bizi aşan istidat ve kabiliyetler ver
ve lutfedeceğin bu kabiliyetleri
senin rızan yolunda kullanmayı
bizlere nasip eyle ya Rabbi!
Allahım

Sen bizlere peygamberleri donattığın sıfatları lutfet lakin biz lutfedeceğin bu sıfatları tefahur vesilesi yapmayalım ve hep kendimizi sıfır görelim ya Rabbi!
Allahım
Cümlemize vicdan genişliği lutfet
Kalplerimize inşirah bahşet
Bizleri kollektif şuura sahip kullarından kıl
Ve bizleri müttakilere rehber eyle ya Rabbi!


Ey yüceler yücesi olan Allahım
Biz ümmeti Muhammedin dağınıklığını gider
Bize ve ülkemize birlik ve dirlik ver
Bütün dünyaya da huzur ve barış nasibeyle..
Kalplerimizi birbirene ısındır ve
Bizleri birbirimize sevdir
Dünyanın dört bir tarafında hizmet eden kardeşlerimizi
Bizlerle beraber ihlas-ı etemme muvaffak kıl ya Rabbi!
Allâh'ım!
Efendimiz Hz. Muhammed (sav)’in Sen'den istediği
her türlü hayrı Sen'den istiyor,
yine Peygamber Efendimizin sana sığındığı
her türlü şerden de
sana sığınıyoruz.


Yâ Erhamerrâhimîn ve Yâ Ekremelekremîn!
Bizim, anne-baba ve ecdadımızın
Bize rehberlik ve kılavuzluk yapan büyüklerimizin,
Bir harf bile olsa kendilerinden istifade ettiğimiz hocalarımızın,
Sevdiklerimizin, sevenlerimizin,
Içinde neş’et ettiğimiz beldedeki insanların,
Milletimiz fertlerinin,
Kadın-erkek inanan bütün arkadaşlarımızın,
Dostlarımızın, kardeşlerimizin..
Bize karşı hep civanmertçe davrananların..
Hayır dualarında unutmayıp
Her zaman bizi de yâd edenlerin..
Üzerimizde hakkı bulunan kimselerin..

Kıymetli nasihatleriyle
Bize bekâ desenli sâlihatın yollarını gösterenlerin...
Ve bütün ümmet-i Muhammed’in
Günahlarını bağışla! Ya Rabbi!
Allahım!

Dualarımızın sonunda Sana olan minnet ve şükran hislerimizi
Bir kere daha tekrarlıyor,
Resûl-ü zîşânı, âlini, ashabını
Bir kez daha salavâtlarla anıyor
Ve dualarımızı kabul buyurmanı istirham ediyoruz.
Ne olur, bizlerin dualarına icabet buyur ya Rabbi!

amin ve selamün alel murselin
vel hamdü lillahi Rabbi’l-alemin…

23 Şubat 2010 Salı

kiremitte levrek

hepinize sağlıklı huzurlu günler diliyorum
Elhamdulillah  Muhammedim sağlığına kavuştu bende artık sizlerle yeni tariflerimi paylaşabilirim ve sizlere yapımı kolay bulaşığı az yemesi çok lezzetli olan balık tariflerinden bir yenisini ve balığın yanına en çok yakışan ve çok pratik tahin helvasını paylaşmak istiyorum.

malzemeler
1 tane levrek
2 tane domates
2 tane biber
1 tane soğan
1 silme yemek kaşığı tereyağ
2-3 dilim kaşar peynir
çok az sıvıyağ
karabiber ve pulbiber

yapılışı
tüm sebzeleri kuşbaşı doğrayın sıvı yağı ve baharatları ilave edin,güzelce harmanlayın ve kiremite koyun .

güzelce temizlenmişve yıkanmış balığı tuzlayın ve sebzelerin üzerine yerleştirin ve tereyağıda küçük parçalar halinde üzerine yerleştirin
hazırladığınız balığı önceden ısıtılmış fırında yaklaşık 40 dk pişi rin balığınız piştikten sonra üzerin kaşar dilimlerini yerlştirip,kaşar eriyen kadar tekrar fırına koyun (afiyet olsun)

kiremitte tahin helvası

arkadaşlar sizinle balık sonrası mükemmel giden harika bi helva tarifi paylaşmak istiyorum.
not:pişirme kabına koyduğunuz helvadan sonra muhakkak 2 yada 3 cm boşluk kalsın helva kabarıyor taşabilir

malzemeler
250 gr sade tahin helvası
yarım çay bardağı süt
tarım yemek kaşığı tereyağ
1 yemek kaşığı limon suyu

yapılış
helvanızı geniş bir kasede şatalla iyice ezin üzerine süt,yağ,ve limon suyunu ilave edrek boza kıvamına gelene karad ezerek karıştırın kiremit yoksa uygun bir fırın kabına koyun,fırında üzeri hahif kızarana kadar pişirin (afiyet olsun)

19 Şubat 2010 Cuma

hayırlı cumalar

resim yesilforum.com'dan alınmıştır

sevgili arkadaşlar hepinize hayırlı cumalar diliyorum
çok yoğun ve yorgun 3 gün geçirdim,salı günü öğlenden sonra aniden oğlumda ishal başladı.Muhammedim üstten diş çıkarıyordu,ishalin ondan olabileceğini düşündüm,kusmada başlayınca endişelenmeye başladım ama gece güzel uyudu sabah yine kusarak uyandı  ve kusma gittikçe şiddetlenince hemen hastahaneye (nisa hastahanesi) götürdük doktor rota virüsü yani zehirli ishal olmuş dedi.Aslında bu virüsün aşısı varmış ve üç ayını doldurmadan yapılması gerekiyormuş oysa bizi bu aşıdan haberdar eden olmamıştı.
Hemen serum talıkdı ve tahlilleri yapıldı,çok şükür serum takılır takılmaz kusma durdu ama ishal hala devam ediyor, serum takmak düşündüğüm gibi hiçte kolay olmadı çok ağladı her boş bulunduğum anada çekip çıkarmaya çalışıyordu ,yada elimi tutup elinin üztün koyarak çıkarmamı istiyordu neyseki zorda olsa yatırdım,uyandıktan sonra biraz daha alışmış görünüyordu enazından artık gördüğünde ağlamıyordu.bebekler hasta olduğunda insan kendini ne kadar çaresiz hissediyor,oğlum gözümün içene baka baka ağlıyor,benden bişeyler yapmamı istiyor,benim ise elimden hiç bir şey gelmiyor.Neresi ağrıyor neyi var bilememek  ona yardımcı olamamak doktor tavsiyeleriyle sınırlı kalmak bana aslında ne kadarda aciz olduğumuzu bir kere hatırlattı.Ya dualarımızda olmasaydı  Ehamdülillah dua edebiliyoruz ve dualarımıza icabet eden bir RABBİMİZ var bunu bilmek sağlığa şükrettiğimiz gibi hastalığada sabretmemize vesile oluyor ve isna huzur veriyor.
Ve nihatet hastahanede 1 gün 1 gece kaldıktan sonra dün sabah 06' eve geldik.
Yavrum çok halsiz ve çok zayıfladı hiç keyfi yok ve çok huysuz.
Arkadaşlar hepinizin hayır dualarını bekliyor,sizede tekrar hayırlı cumalar diliyor,sağlık,sıhhat ve huzur dolu günler diliyorum. Her şey gönlünüzce olsun.ALLAHA emanet olun

15 Şubat 2010 Pazartesi

ayva tatlısı

arkadaşlar ayva çekirdeği ciltteki hafif güneş lekelerine ve sivilcelere çok iyi geliyormuş 
3-4 ayvanın çekirdeklerini yarım subardağı suya koyup bir gece beklettiğinizde jöle kıvamında bir jel oluyor ve bu jeli 1 hafta boyunca  kullanıyorsunuz.cildinize surdükten 15-20dk sonra yıkıyorsunuz,ayrıca yaş pastalarda meyvelerin üzerine parlaklık vermesi içinde kullanabilirsiniz 

malzemeler
2 tane ayva
1 tane elma
yarım çay bardağı ceviz kırıkları
2,5su bardağı şeker
1çay kaşığı tarçın
2 tane karanfil

yapılışı
Bir tencerede suyu şeker ile kaynatın. İçine soyup ikiye  böldüğünüz ve ortalarını oyduğunuz ayvaları ve karanfilleri atıp yumuşayana kadar haşlayın. Elmayı rendeleyip ceviz, 4 yemek kaşığı şeker ve tarçını bir tavada  hafif kavurarak harç hazırlayın. Yumuşayan ayvaları sudan alarak fırın kabına yerleştirin. Ortalarındaki boşluğa hazırladığınız harçtan pay edin. muz dilimlerinin üzerine dondurma veya kaymakla servis edebilirsiniz
 (afiyet olsun)

soğan salatası

malzemeler
4 tane soğan
sos için zeytinyağı ve sumak
süslemek için 2 adet yeşil soğan

yapılışı
uygun bir fırın kabını folyo'ile kaplayın (soğan suyunu saldığında yanmasın diye)ve soğanları kabınıza koyarak fırında yumuşayıncaya kadar pişirin,pişn soğanları soyun ve iri iri doğrayın doğradığınız soğanlara zeytinyağı ve sumak ilave ederek karıştırın,ince kıyılmış yeşil soğan veya maydonozla servis edebilirsiniz (afiyet olsun)

12 Şubat 2010 Cuma

kabak tatlısı ve kabak çekirdeği kavurması

arkadaşlar hepinize sevgiler tatlıları yapmak için kabakları temizlerken birden aklıma küçükken annemin bize kavurduğu kabak çekirdekleri geldi ve ziyan olmasın diye hemen kavurdum ve büyük bir keyifl yedik bitmek üzereyken sizlerlede paylaşmak istedim ve hemen fotorafını çektim denemeyenler varsa muhakkak yapsınllar çok keyifli oluyor şimdiden hepinize ariyet şeker olsun


malzemeler
1 kg kabak
2,5 su bardağı şeker

yapılışı
kabaklarınızı temizenmizleyip küp küp doğrayın ve bir tencerenin içerisine kabakları koyup üzerine şekeri dökerek bir gece bekletin.
beklmiş kabaklarınızı ocağa koyun ve kabaklar yumuşayana kadar pişirin üzerine fındık veya cevizle süslyebilirsiniz (ben şekerparede olduğu gibi kaymak tahin ve pekmzle süsledim)


FIRINDA KABAK TATLISI

malzemeler
1 kg kabak
2 su bardağı şeker
ceviz veya fındık
un ve biraz su

yapılışı
kabakları ince dilimler halinde dilimleyin unabulayın fazla ununu silkleyin ve uygun bir fırın yarısını dizin,üzerine 1,5 su baardağı şekerinizi ve arzu ettiğiniz miktarda ceviz veya fındık kırıkları serpiştirin ve kalan kabaklarıda üzerine dizin,üstünede kalan şekerinizi serpin.
üzerine 1,5 çay bardağı su gzdirdikten sonra fırında pişirin (afiyet olsun)

KABAK ÇEKİRDEĞİ KAVURMASI
ve sıra çekirdeklerde çekirdeklerinizi ayıklayın v güzelce yıkayın  suyunu çok fazla süzmeyin bir tavaya alın üzerine 1 yemek kaşığı tuz ilave edin (çekirdeğin miktarına göre tuzu arttırılır yada eksilir) ve ocakta karıştırarak kavurun tuz tavanıza yapışacaktır ama kazıyarak kavurmayay devam edin

GAZOZDAKİ ALKOL

Selam arkadaşlar yine sevgili arkadaşım http://urfatutkunu.blogspot.com/ dan alınmış bu yazıyı sizlerle paylaşmak isetedim.Bu değerli bilgileri araştırıp bizlerle paylaştığı ve bizimde bloğumuzda yayınlamamıza müsade ettiği için sevgili  ASLIHAN DURAN  tekrar tekrar teşkkür ediyor ve sevgilerimi yolluyorum.


Aslında Urfa gezi notlarına devam etmeyi düşünüyordum. Ama sevgili yemekyapalım' ın bir sorusu üzerine bu yazıyı yayınlamaya karar verdim. Bundan bir kaç yıl önce gazozlarda alkol olduğu tartışması başlamıştı. Haberlerden hatırlarsınız. Bu tartışmaya Tübitak Raporu nokta koydu. İnsanların "güvenilir marka" olarak bildikleri firmaların ürünlerinde bile alkol görünüyordu bu rapora göre. Sonra Gıda Mühendisleri ve Kimyagerler işin doğrusunu açıkladılar. Konu ile ilgili arşivimde sakladığım bir yazıyı sizlerle paylaşıyorum. Ne yazık ki yazıyı aldığım kaynağı kaydetmemişim. Güvenilir bir haber sitesinde haber olarak çıkmıştı bu yazı ama hangi siteden hatırlayamadım. Google'den bakıp aynı haberi Samanyolu Haber sitesinde buldum, burada alkol markalarını x olarak gizlemişler. Sonuçta araştırmalar her tür gazozda alkol olduğunu söylüyor. Markasının x ya da y olması farketmiyor bu durumda. Konuyla ilgili araştırma yaparken, Tüketiciler Birliği sitesinde yayınlanmış güzel bir yazı buldum. Okumanızı tavsiye ederim. Handenur'un anlattığı konuların çoğunu maddelemiş. Allah bilerek veya bilmeyerek haram yeyip içmekten cümlemizi muhafaza buyursun. Ve son bir not; bir akrabamın Yunanistan'da oturan bir arkadaşının 17-18 yaşındaki oğlunda bir takım değişiklikler görülmeye başlayınca, annesi delikanlıyı doktora götürmüş. Doktor fazla gazoz içmekten dolayı çocukta östrojen (kadınlık) hormonlarının fazla salgılandığını, farketmeyip de geç getirseler bazı şeyler için çok geç kalınabilecek olduğunu söylemiş. Hem kendimize hem çocuklarımıza ev yapımı tertemiz şerbetler, limonatalar, bitki çayları içirelim. İçimiz rahat olur böylece.


İşte yazımız:



Tüketiciler Birliği, alkolsüz diye içtiğimiz gazozlarda az da olsa alkol bulunduğunu açıkladı. Gazlı içecekler ile ilgili yapılan analiz sonuçlarını değerlendiren Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Av. M. Bülent Deniz; “Tüketicinin temel hakkı olan “bilgilenme hakkı” açık şekilde ihlâl edilmekte ve tüketiciler yanıltılmaktadır” dedi. Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Av. M. Bülent Deniz konu ile ilgili yaptığı basın toplantısında şu görüşlere yer verdi: “Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği ile ilgili olarak çıkarılan ve 30.10.1998 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 98/24 no’lu Alkolsüz İçecekler Tebliği’nin 5/k maddesinde; “Alkolsüz içeceklerde etil alkol miktarının en çok 5.0 g/l olabileceği” belirtilmektedir. Alkolsüz içeceklere ilişkin bir hukuki metinde, içecek içeriğinde alkol bulunmasına cevaz veren bu düzenleme dikkatimizi çekmiş ve konu ile ilgili olarak Tüketiciler Birliği tarafından bir çalışma başlatılmıştır.



Çalışma kapsamında:



Piyasada satılan gazoz ürünlerinin etiketleri üzerinde yapılan incelemelerde, içeriğinde alkol bulunduğuna ilişkin bir bilginin olmadığı, hatta bir üründe de, içerikte alkol ve çözeltisinin kullanılmadığına ilişkin bir bilginin olduğu tespit edilmiştir.Bunun üzerine çeşitli marketlerden satış fişi karşılığında on ayrı gazoz markasına ait birer şişe gazoz satın alınmıştır. Marka seçiminde pazarda yaygın olarak satılan markalar tercih edilmiştir. Satın alınan gazozların içeriğinde alkol olup olmadığının tespiti için Gebze’de bulunan TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi’ne başvurulmuştur. Orijinal ambalajı içinde teslim edilen on adet gazoz şişesinde bulunan sıvı için “IFFJ modifiye rebelin metodu,1983” yöntemiyle etil alkol analizi yaptırılmış ve şu sonuçlara ulaşılmıştır:

Marka* Alkol Oranı

x1 ........ 1.56 g/l (Sensun)

x2........ 1.28 g/l (Almira)

x3........ 1.16 g/l (Uludağ)

x4....... 0.84 g/l (7UP)

x5.......... 0.76 g/l (Fruko)

x6........ 0.60 g/l (Sprite)

x7.......... 0.56 g/l (Çamlıca)

x8......... 0.48 g/l (Tansaş)

x9........ 0.44 g/l (Adesa)

x10.......0.20 g/l (Kipa)

Yapılan araştırmalar ve gıda mühendisliği, kimya mühendisliği ve tıp alanında uzmanlarla yapılan görüşmeler ile gazlı içecek olan gazozlarda, etil alkolün kullanım nedenleri ile ilgili olarak şu sonuçlara ulaşılmıştır:



Bütün gazozlarda tat ve koku verici esanslar kullanılmaktadır. Bu esanslar yağ cinsinden maddeler olup suda çözünmezler. Bu esansların suda çözünmeleri için hem su, hem de yağlarla tam karışabilen, çözünebilen “ara çözücü”lere ihtiyaç bulunmaktadır. Etil alkol gazlı içecek üretiminde bu işlevi yerine getirmek üzere kullanılan bir “ara çözücü”dür.

Gazlı içecek üretiminde tat ve koku verici maddeleri suda çözünür hale getirmek üzere kullanılan etil alkol üretim sürecinde kimyevî bir değişime uğramamakta ve aslî unsuru olan “alkol” olma özelliğini yitirmemektedir.Etil alkol, gazlı içecek üretiminde maliyeti düşük olması nedeniyle kullanılmaktadır. Etil alkol yerine aynı işlevi görmek üzere, örneğin propylen glycol maddesi kullanılması mümkündür. Ancak etil alkol yerine kullanılacak “ara çözücü” hangisi olursa olsun, üretim maliyeti artacaktır.



Buna göre analiz ettirdiğimiz on adet şişede yer alan gazoz sıvılarının tamamında, değişen oranlarda etil alkol bulunmuştur. Analiz ettirilen şişelerin üzerinde yer alan etiketlerin tamamında, içeriğinde etil alkol bulunduğuna ilişkin bir uyarı bulunmamaktadır.Elde edilen sonuçlar, Alkolsüz İçecekler Tebliği’nde belirtilen sınırın altında bulunmakla birlikte içeriğe ilişkin tüm bilgilerin eksiksiz olarak tüketiciye sunulması, tüketicinin temel ve evrensel haklarından biri olan bilgilenme hakkı gereğidir. Bu durumda içeriğe ilişkin yanıltıcı veya eksik bilgi verilmekle tüketicinin en temel hakkı ihlâl edilmektedir.Bu nedenle konu ile ilgili yetkili Tarım Bakanlığı ve Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından öncelikle Türk Standartları Enstitüsü’nün gazozlarla ile ilgili 4080 nolu standardı ve Alkolsüz İçecekler Tebliği’nde yer alan ve gazlı içeceklerde alkol kullanılmasına olanak tanıyan 5/k maddesi kaldırılarak, gazlı içeceklerde alkol kullanılmasını yasaklayan düzenleme getirilmeli, bu maddenin kaldırılmaması halinde tebliğin ismi değiştirilerek, isimde yer alan “alkolsüz içecekler” ibaresi kaldırılmalı ve gerekli denetimler en katı şekilde uygulanarak, tüketicinin bilgilenme hakkının ihlâlinin önüne geçilmelidir.



Öte yandan tüm gazlı içecek üreticisi firmalarını içeriğe ilişkin doğru ve eksiksiz bilgilerin etikette yer alması için gerekli düzenlemeleri en kısa sürede yapmaya çağırıyor ve alkolsüz içecekler konusunda Tüketiciler Birliği olarak gazlı içecekler konusunda tüketiciyi uyarıyoruz: “İçtiğiniz gazozda alkol var!” dedi.

11 Şubat 2010 Perşembe

HELAL TAVUK ETİNE DİKKAT!!! FİRMA GEZİ NOTLARIM‏

 

sevgili     http://urfatutkunu.blogspot.com/  da aslıhan arkadaşım bu yazıyı paylaşmış  önemine binaen bende yayınlamak istedim
Sevgili Aslıhan arkadaşıma teşekkur ve sevgilerimi sunuyorum






Arkadaşlar geçtiğimiz aylarda Erpiliç'in Göynük tesislerini gezdim. Yanımda iki de Gıda Mühendisi arkadaşım vardı. Gözlemlerimi ve gezi notlarını sizlerle paylaşmak istiyorum. Öncelikle şunu söylemek isterim ki bir makina mühendisi olarak çok fabrika gezdim. Ancak (PİS İŞ YAPTIĞI HÂLDE) bu kadar hijyenik ve sistemli bir fabrika daha evvel hiç görmedim. Girmeden önce hepimize bone, maske, beyaz çizme ve beyaz kap (kısa manto) giydirdiler. Ellerimizi ve ayaklarımızı iki-üç çeşit dezenfektana soktuk. eğer sokmazsanız, turnike açılmıyor ve fabrikaya giremiyorsunuz.



Et Balık Kurumuna satmak için alınan 20 civcivle başlayan çalışmalar, et balık özelleşince Erpiliç'in kendi kesimhanesini kurması ile devam eder ve ardından da büyüme gelir. Şu an biri Göynük'te (günlük 300.000 tavuk kesim kapasiteli) biri Bolu merkezde olmak üzere iki kesimhanesi vardır. Kurucusu, ülkede ilk 500den 150. iş adamı olan, ama sokakta lastik giyen köylü Mehmet ağa durumundaki mütevazi bir amcadır.



Tavuk yetiştiricileri yem kullanırlar ve bu yemde hayvan kemiği tozu kullanılması şarttır. Bu yemler yurtdışından gelir ve içinde hangi hayvanın kemiği var bilemezsiniz. Çünkü ülkemize girişte bir kontrol ya da ciddi bir ceza uygulaması yoktur. Dolayısıyla domuz kemiği olma ihtimali de var. Erpiliç kendi entegre yem tesisini kurmuştur ve yemi üretirken sadece tavuk kemiği kullanılmaktadır.



Tüm üreticiler tavuğa antibiyotik verirler. Erpiliç antibiyotik verimini kesimden 3 gün önce bırakır. %5-10 arası kayıpları oluyormuş bu yüzden . Ama bırakmazsa mundar olur tavuklar. Köylerde bile kesimden 3 gün önce kafese kapatılır ki fıkhi olarak temizlensin diye. Çünkü tavuk her bulduğunu yer. Belki akrep yedi. Antibiyotikli tavuğun paketini açtığınızda zaten tavuk eczane gibi kokar, farketmişsinizdir mutlaka marketten alınan tavuklarda.



Tavuğu kesmeden önce bayıltıcı elektirk veriyorlar. Tavuğu banttan çıkarıp yere geri bırakırsan 60-90 sn arası dirilmesi lazım. Ama bazı firmalar elk ile öldürüyor. Bu durumda hayvan mundar olur. Bu elektriği vermelerinin nedeni tavuğun çırpınarak banttan çıkmaması için.



Erpiliç'te tavuklar elle tek tek kesiliyor. Basında çok tartışılan Erpiliç kesim bıçaklarında Bismillahi Allahuekber yazıyor. Kesim için özel yaptırılmış İsviçre bıçakları bunlar. Ve sadece şah damarı kesiliyor kurbandaki gibi. Kafası koparılmıyor mundar olmasın diye. Kesimhane de dahil her yeri gezdim. Hakikaten böyle olduğunu gördüm.



Tavuk vücut ısısı normalde 42 derece. Kesilince tavuk ölüyor ama hücreleri ölmüyor. Bu nedenle büzüşüyor. Eğer keser kesmez yolmazsanız büzüşmeden dolayı yolarken derisi de kopar. Ayrıca günde 300bin tavuk kesiliyor ve elle yolunması mümkün değil. Bu nedenle tavuğu 52 derece suya sokuyorlar. Böylece vucut ısısı 42 derece oluyor ve makina yoluyor. Fabrikaya bir çok uzman getirtmişler. En son Hayrettin Karaman da gelmiş. Ve hepsi caizlik konusunda onay vermişler. Ama diğer bazı firmalar 53-54 derecede suya batırıyor. Bu durum caiz olmuyormuş. Kuru yolum teknolojisi de dünyada yok. Seri üretimde kuru yolum yaptım diyen yalan söyler deniyor, takdir edersiniz ki 300.000 tavuk az bir rakam değil.



Tavuğa klor verilmesi mecburiymiş, gıda mühendisleri bu konuyu daha iyi kavradılar. Ben neden mecbur olduğunu çok aklımda tutamadım. Her firma veriyormuş zaten mecburi olduğu için. Erpiliçte de veriliyor ama bunlar gaz klor kullanıyorlar. Diğer firmalar sıvı klor kullanıyor. Tavuğun rengi beyaz olursa makbul değildir. Klordandır o beyazlık. Sıvı klor tavukta gömülü kalır. Ama bunlar gaz kullanınca, işini bitiren gaz ortamı terkeder fizik kanunları gereğince. Tavuğun gerçek rengi, elimize baktığımızda gördüğümüz renkmiş. Bunu geçen gün bir organik gıda uzmanı da söyledi tv'de. Marketten aldığımız bazı tavuklar karbeyaz. Meğer sıvı klor nedeniyle böyleymiş.



Erpiliç'te iki çeşit kasalama sistemi var. Beyaz kasalar yere konuyor. İçine kesinlikle bişey konmaz. Mavi kasalar onun üstüne konuyor. Tavuk da bunun yani mavinin içine konuyor. Böylece tavuk asla yere konmamış oluyor.



Her çalışanda işine uygun kıyafet var. Buzdolabı bölümünde çalışanlar var. Ona göre korumalı giyiniyorlar. Çalışan memnuniyetine baya önem verdiklerini gözlemledim.



Tavuğun iç organlarını çıkaran bir makina var. Son teknoloji. Parçalamadan tümden çıkarıyor. Pislik necaset tavuğa bulaşmıyor yani. Bir veteriner var. Tek tek kontrol ediyor iç organları. Hastalık varsa derhal müdahale etmek için. Ayrıca bu iç organ sıyırma makinasının ucu, bir tavuğun organlarını çıkardıktan sonra tekrar yerine giriyor ve içeride otomatik olarak dezenfekte edilip ikinci tavuğa sıfır uçmuş gibi giriyor. Nedeni, ilk tavukta hastalık varsa, ikinciye bulaşmasın diye. Gerçekten insan sağlığı ve İslam adına her şey düşünülmüş. Hayran kaldım gezerken.



Tavuk şoklama odaları var. Raf ömrü bir yıl olan ürünleri burada tutuyorlar. Eğer taze ürünü böyle şoklamazlarsa raf ömrü bu kadar uzun olamaz. Ama bizler evde aldığımız ürünü dondurucuya atsak da şoklanmış olmuyor. Bakteri oluşabiliyor ve besin değeri de kalmıyor.



Bir tavukta 200gr kan olur. Erpiliç kanı akıtıyor kesince (Gerçekten de yaptıkları giderin içi kandan bir dere gibiydi). Ancak diğer firmalar akıtmıyor. Bir tavukta 200 gr kan olunca günde 300bin tavuktan 60 ton eder. Bu korkunç bir rakam . İnsanlar bu kiloyu saklamaya çalışıyorlar. Kanı akmamış tavuğun kanları kılcal damarlarında kalıyor. Ve bu tavuğun rengi morumsu olur. Bize de denk gelmişti marketten, neden mor diye düşünüyorduk. Meğer sebep buymuş.



İçinden ped çıkan tavuklar var. Firmalar pedi suya batırıp koyuyorlar ve böylece ağır çekiyor. Bir tane ıslatılmış ped 50 gram olsa 50*300 000= 15 ton eder. Tüketici bunu kabullenirse üretici de yapar tabi. Ama erpilicin sadece tabaklı bagetinde var ki o da suyunu salıyor. O nedenle. Geçenlerde annem marketten yanlışlıkla farklı bir marka tavuk almış ne yazık ki. Markayı söylemeyeyim, gıybet olmasın. Tavuğun altından çıkan poliüretan tabak resmen kurşun gibiydi. Tabakta özel delikler vardı ve bu deliklerden de su girmiş tabağa. Hayatımda hiç öyle bir poliüretan görmemiştim. Kuş gibi olması gerekirken baya bir ağırdı. Firmaya maille şikayet ettim durumu ve saçma sapan bir cevap yolladılar. Yani firmalar böyle oyunlara ne yazık ki başvuruyorlar gerçekten.



Gezide gıda mühendisi arkadaşlarla tartıştığımız bir kaç farklı konuyu da sunayım:



*Sarellelerde (daha doğrusu kakaolu fındıklı kremalarında) yağ tutucu kullanılıyor. Bu nedenle yağı dışarı çıkmıyor. Yağ tutucular çok tehlikeli ve kanserojendir. Uzak durmakta fayda var.



*Çikolatalar eskiden erirdi şimdi erimiyor. Çünkü onlarda da yağ tutucular var. Trans yağlar var. Ki çok tehlikeli. "Nebati yağ" demek margarindir. Kesinlikle uzak durun margarinden. Direk yemesek bile bisküvi çikolatada yiyoruz. İçindekileri okuyup nebati yağ değil kakao yağı yazıyorsa alalım. Zekaya asıl faydalı olan kakao yağıdır. Trans yağ ise genetiği değiştirilmiş ürün demektir. Kesinlikle uzak durun. Kanserojen ve tehlikelidir.



*Salam ve sosisten kesinlikle uzak durun. Nerde sölpük (işe yaramayan-atılacak) et var ondan yaparlar. Baharatlanmış tavukları almayın. Günü geçiyorsa baharatla kapatmaya çalışmış olabilirler.



*Sucukta da güvenilirlik şart. Çok baharatlı çünkü. Ve baharat çok güzel bir kusur örtücüdür.



ARKADAŞLAR,



Erpiliç babamın firması değil. Ama beni yakın tanıyanlarınız bilirler ki gıda güvenilirliğine azami dikkat etmeye çalışırım. Zira "haram" vücuda girdi mi, insanoğlunda bozulmalar başlar. Ben fabrikayı gezdim gördüm. İçim kanaat etti. Şimdi Erpiliç harici hiç bir markadan tavuk almıyorum. Lütfen yediklerimizin sağlıklı ve caiz olduğuna dikkat edelim. Yazımı isterseniz sayfanızda paylaşabilirsiniz.



ASLIHAN DURAN